İnsanlar artık birbirlerinin ışığını değil, karanlığını onaylıyor.
Yanlışlar görülüyor, ama dile getirilmiyor.
Hatalar fark ediliyor, ama üstü örtülüyor.
Noksanlıklar biliniyor, ama dokunulmuyor.
Çünkü kimse kimseyi gerçekten düzeltmek istemiyor artık.
Herkes, birbirinin karanlığıyla sessiz bir anlaşma yapmış gibi.
“Ben senin yanlışını görmezden geleyim,
sen de benimkini…”
Peki neden?
Umursamadıkları için mi?
Hayır.
İnsan, tamamen umursamadığı bir şeyi bu kadar dikkatle saklamaz.
Korktukları için mi?
Evet, ama tek başına değil.
Çoğunlukla insanlar, başkalarının karanlığına dokunduklarında kendi karanlıklarının da görünür olacağından korkuyor.
Çünkü birini eleştirmek, kendi sınırlarını da açığa çıkarmaktır.
Ve çoğu insan, kendine bakacak cesareti bulamıyor.
Bir başka sebep de...
Aidiyet.
İnsan, ait olduğu grubun doğrularını sorgulamak istemez.
Çünkü bilir, sorguladığı anda yalnızlaşacaktır.
Yanlış bile olsa, aynı tarafta olmak, doğruyu söylemekten daha güvenli gelir.
Bu yüzden insanlar gerçeği değil, bağlılığı seçer.
Ve evet...
Menfaat.
Bazen insanlar,yanlışları görmezden gelmez, bilerek onaylar.
Çünkü o yanlışın içinde bir çıkar vardır.
Bir kazanç.
Bir avantaj.
Ve insan, çıkarı ile yüzleşmek yerine, vicdanını susturmayı tercih eder.
İnsanlar yalnız kalmamak için, yanlışlara sessiz kalmayı öğrendi, öğreniyor.
Sevilmeme korkusu, dışlanma korkusu, yetersiz görülme korkusu...
Hepsi birleşiyor ve insanı şu noktaya getiriyor.
“Doğruyu söyleyeceğime, kabul göreyim.”
Böyle olunca, karanlık büyüyor.
Çünkü karanlık, tek başına bu kadar güçlü değildir.
Onu büyüten şey, sessizliktir.
Onu kalıcı yapan şey, onaydır.
İnsanlar birbirlerinin karanlığını onayladıkça, yanlışlar normalleşir.
Normalleşen yanlışlar, zamanla doğru gibi görünür.
Ve bir noktadan sonra, kimse neyin yanlış olduğunu hatırlamaz.
İşte o zaman her şey içinden çıkılmaz bir hale gelir.
Bir insanı gerçekten önemsemek, onu sürekli onaylamak değildir.
Gerekirse rahatsız etmektir.
Gerekirse karşısında durmaktır.
Gerekirse yalnız kalmayı göze almaktır.
Çünkü gerçek bağ, yalan üzerine kurulmaz.
Özetle.
İnsanlar birbirlerinin karanlığını onaylamayı bırakmadıkça, hiçbir şey değişmeyecek.
Ne ilişkiler, ne toplum, ne de insanın kendisi.
Birbirinin karanlığına sessiz kalanlar, kısa süre sonra o karanlığın parçası olurlar.

0 Yorumlar